hadis

KUR'AN TEFSİRİ BÖLÜMÜ Bâb: İmam "Gayri'l-Mağdûbi Aleyhim Vele'd-Dâllîn" Dediğinde

KUR'AN TEFSİRİ BÖLÜMÜ

Bâb: İmam "Gayri'l-Mağdûbi Aleyhim Vele'd-Dâllîn" Dediğinde

324- Abdullah b. Yusuf bize anlatarak dedi ki: Mâlik bize Sümey'den, o Ebû Salih'ten, o Ebû Hüreyre'den (ra) şöyle dediğini nakletti:

Allah Resulü (sav) buyurdu M: İmam "Gayri'l-mağdûbi aleyhim vele'd-dâllîn" dediğinde "âmin" deyin. Her kimin (âmin) sözü, melekle-rinkine rastlarsa, geçmiş bütün günahları bağışlanır.[1]

Şerh

33. Hadise Karşı Hırslı Olmak

33. Hadise Karşı Hırslı Olmak

99- Ebû Hureyre rad^Mhu anh şöyle demiştir: Hz. Peygamber'e şöyle soruldu [96] "Ey Allah'ın Resulü! Kıyamet gününde senin şefaatinden dolayı en çok mutlu olacak olan kimdir?" Hz. Peygamber şöyle buyurdu: "Gerçekten senin hadise karşt olan hırsını bildiğim için bu soruyu senden önce hiç kimsenin sormayacağını tahmin ediyordum. Kıyamet gününde benim şefaatimden en çok mutlu olacak olan kişi samimi bir kalple (nefisle) "Lâ ilahe illallah" diyen kimsedir.[97]

Açıklama

MÜTEFERRİK MUCİZELER

5570 - İbnu Mes'ud radıyallahu anh anlatıyor: "Ay, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm zamanında iki parçaya bölündü. Aleyhissalâtu vesselâm bunun üzerine: "Şahid olun!" buyurdu."

5571 - Bir diğer rivayette "...Biz Mina'da Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ile beraberken, ay iki parçaya ayrıldı. Bir parçası dağın arkasında, bir parçası dağın önünde idi. Bize: "Şahid olun!" buyurdu."

Buhari, Menakıb 27, Menâkıbu'l-Ensâr 36, Tefsir, Ihterebetu's-Sâ-a 36; Müslim, Münâfıkûn 44, (2800); Tirmizi, Tefsir, Kamer, (3281, 3283).

Hadisin Konu Başlığı ile İlişkisi

Hadisin Konu Başlığı ile İlişkisi

Amellerle ilgili hadisi, vahyin başlaması konusu ile İlgilisi olmadığı halde bu konu başlığı altında zikretmiş olmasından dolayı Buhârî'ye bazı itirazlar yöneltil­miştir.

Bab: Uyluk Hakkında Zikredilenler

41- Yakûb b. İbrahim bize anlatarak dedi ki: İsmail b. Uleyye bize anla­tarak dedi ki: Abdülaziz b. Suhayb bize Enes b. Mâlik'ten (ra) şöyle dediğini nakletti:

Bâb: Hayz (Âdet) Kanının Kesilmesi Ve Başlaması

35- Abdullah b. Muhammed bize anlatarak dedi ki: Süfyân bize Hişâm'dan, o babasından, o Âişe'den (r.anhâ) şöyle dediğini nakletti:

Fâtıma bn. Ebî Hubeyş istihâze olurdu. Allah Resûlü'ne (sav) bu du­rumu sorduğunda şöyle buyurdu:

Bu seninki kanayan bir damar kanı olup hayız değildir. Hayız günün geldiğinde namazı bırak, bittiğinde gusül abdesti al ve namazı kıl"[7]

Şerh

Bâb: Hayızh Kadının Kocasının Başını Yıkaması Ve Saçını Taraması2

30- İbrahim b. Musa bize anlatarak dedi ki: Hişâm b. Yûsuf bize İbni rûreyc'den, o Hişâm b. Urve'den, o da babası Urve'den (ra) şunu bildirmiş­le

Ona şöyle soruhnuştu: Hayızlı (kadın) bana hizmet edebilir mi? Yahut üdın cünüp iken bana yaklaşabilir mi? Urve şöyle cevap verdi: Bütün bun-l- benim için kolaydır. Her ikisi de bana hizmet edebilir. Bu konuda hiç enseye bir mahzur yoktur. Zira Âişe bana şunu haber verdi:

BİRİNCİ HADİS AMELLER NİYETLERE GÖREDİR

AMELLER NİYETLERE GÖREDİR

Mü’minlerin emiri Ebu Hafs Ömer bin Hattab (r.a)’dan, dedi ki:

“Rasulullah’ı (s.a.v) işittim buyurduki:

“Ameller niyetlere göredir, herkese niyet ettiği vardır, kimin hicreti Allah ve rasulü neyse, hicreti Allah ve rasulünedir, kiminde hicreti kazanmak istediği bir dünyalık veya nikahlanmak istediği bir kadın içinse hicretide hicret ettiği şeyedir” Buhari ve Müslim rivayet etti.1

Bâb: Halk Arasında Guslederken Örtünmek

28- Abdullah b. Mesleme b. Ka'neb bize Mâlik'ten, o Ömer b. Ubeydullah'ın azatlısı Ebu'n-Nazr'dan anlatarak dedi ki: Ümmü Hâni bn. Ebî Tâlib'in azatlısı Ebû Murra, efendisi Ümmü Hâni'yi şöyle derken dinle­diğini söyledi:

Fetih Yılı Allah Resûlü'nün (sav) yanma gittim. (Vardığımda) O guslediyor, Fâtıma da kendisini örtüyordu. 'Kim o hanım?' diye sordu.

'Benim, Ümmü Hâni!' dedim.[10]

Şerh

Bâb: Her Kim Koku Sürünüp Gusleder Ve Koku İzleri Kalırsa

25- Ebu'n-Nu'mân bize anlatarak dedi ki: Ebû Avâne bize İbrahim b. Muhammed b. el-Münteşir'den, o babasından şöyle dediğini nakletti:

Aişe'ye (r.anhâ) İbni Ömer'in "Üzerimden kokular yayılarak ihrama girmiş olmayı sevmem" sözünü zikrederek sordum. Aişe (r.anhâ) Şöyle dedi:

Ben Allah Resûlü'ne (sav)^kokular sürdüm, sonra eşlerini dolaştı, sonra da ihrama girdi.[7]

Şerh

Bâb: Aynı Kaptan Ağza Ve Burna Su Vermek

8- Müsedded bize anlatarak dedi ki: Hâlid b. Abdillah bize Amr b. Yah­ya'dan, o babasından, o Abdullah b. Zeyd'den nakille dedi ki: Kaptan elle­rine su döktü ve iki elini yıkadı. Sonra (ağzını) yıkadı veya ağzına su verdi, burnuna bir şvuç su verdi. Bunu üçer kez yaptı. Sonra kollarını dirseklerle beraber ikişer ikişer yıkadı. Ardından başını ön tarafından başlayarak arkaya, arkadan öne doğru mesh etti. Sonra iki ayağını to­puklarla beraber yıkadı. Ardından şöyle dedi: İşte Allah Resûlü'nün (sav) abdesti böyledir.[5]

Şerh

VAAD

VAAD

5769 - Hz. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

"Bahreyn'in sadaka malı geldimi sana şöyle şöyle (avuç avuç) vereceğim" dedi ve üç kere eliyle gösterdi. Bahreyn'in malı gelmezden önce Aleyhissalâtu vesselâm vefat etti. Mal Hz. Ebu Bekr'e gelince, bir münadi ile halka şöyle ilanda bulundu:

"Kime Resülullah'ın bir vaadi veya bir borcu var idiyse bana gelsin!"

Bâb: Ayaklan Topuklara Kadar Yıkamak

7- Mûsâ bize anlatarak dedi ki: Vüheyb bize Amr'dan, o babasından laklederek dedi ki: Amr b. Ebî Hasan bize babasının şöyle dediğini nakletti: Amr b. Ebî Hasan'ın Abdullah b. Zeyd'e Allah Resûlü'nün abdestiğini sor-rağuna şahit oldum. Bakır kapta su istedi ve onlar için Allah Resûlü'nün sav) aldığı gibi abdest aidi.

Bakır kabı eğerek eline (su) döktü. Ellerini üçer kez yıkadı. Sonra Herini bakır kaba sokarak ağza ve burna üç kez su çekip sümkürdü.

REY VE KIYASTAN KAÇMA

5959 - Muâz İbnu Cebel radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, beni Yemen'e gönderdiği zaman şöyle tenbihte bulundular: "Sakın bildiğin (şer'i deliller dışında bir şeyle) hüküm verip, mesele çözmeye kalkmayasın! Şayet çözmede zorluk çektiğin bir mesele karşına çıkarsa (rastgele hükmetmekten) geri dur, meselenin aydınlanmasını bekle veya o hususu bana yaz."

5960 - Abdullah Amr İbnu'l-As radıyallahu anhümâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın şöyle söylediğini işittim:

REY VE KIYASTAN KAÇMA

5959 - Muâz İbnu Cebel radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, beni Yemen'e gönderdiği zaman şöyle tenbihte bulundular: "Sakın bildiğin (şer'i deliller dışında bir şeyle) hüküm verip, mesele çözmeye kalkmayasın! Şayet çözmede zorluk çektiğin bir mesele karşına çıkarsa (rastgele hükmetmekten) geri dur, meselenin aydınlanmasını bekle veya o hususu bana yaz."

5960 - Abdullah Amr İbnu'l-As radıyallahu anhümâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın şöyle söylediğini işittim:

HADİS RİVAYETİNDEN ÇEKİNME

5956 - Amr İbnu Meymûn anlatıyor: "Ben, İbnu Mes'ud radıyallahu anh ile; perşembe akşamları karşılaşmayı hiç aksatmazdım. Bu gelişlerimde, onun herhangi bir şey hususunda: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki" dediğini hiç işitmedim. İşte bu akşamlardan birinde, "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki" diyerek (söze başladı, fakat arkasını getirmeyip) başını öne eğdi. (Biraz bekledikten sonra) kendisine baktım. Gömleğinin ilikleri çözülmüş, gözlerinden yaşlar boşanmış, avurtları şişmiş vaziyette ayakta duruyordu.

KUR'ÂN VE HADİSE UYMAYA DAİR

52 - İmam Malik'e ulaştığına göre, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) şunu söylemiştir: "Size iki şey bırakıyorum. Bunlara uyduğunuz müddetce asla sapıtmayacaksınız: Allah'ın Kitab'ı ve Resûlünün sünneti".

Muvatta, Kader 3, (2, 899).

Şerh Hüküm Ders

Bâb: Çocuktan hadis dinlemek (semâ') ne zaman sahih olur?

1- İsmail b. Üveys bize anlattı ve dedi ki: Mâlik bana İbni Şihâb'dan, o Ubeydullah b. Abdullah'tan, o Abdullah b. Abbâs'tan naklederek dedi ki: (İbni Abbâs) şöyle dedi:

Bir dişi eşeğe binmiş olarak geldim. O sırada ergenlik çağına yak­laşmıştım. Allah Resulü (sav) Mina'da duvarsız bir hâlde namaz kıldı­rıyordu. Safın bir bölümünün önünden geçtim ve eşeği serbestçe otla­ması için salıverdim. Sonra da safa katıldım. Bu (hareketim) yadırgan­madı.[1]

Şerh

İmâm Mâlik

İmâm Mâlik

İmâm Mâlik de (r.a.) .yukarıda açıklanan beş hasletle süslenmiştir.

Kendisine :

“İlim talebine ne dersin?” diye sorulunca:

“Çok güzeldir, fakat öğreneceğin, günlük yaşayışında sana lâ­zım olan ilim olsun,” demiştir.

Dînî bilgilere o kadar ehemmiyet verir ve saygı gösterirdi ki bir hadis rivayet edeceği zaman hemen abdest alır, sakalını tarar koku sürünür, vakar içinde diz üstü oturur ve ondan sonra hadisi rivâvet ederdi.

“Niçin böyle yapıyorsunuz?”Diye kendisine Sorulunca:

İmam Dârimî

Adı: Abdullah b. Abdurrahman b. el-Fadl b. Behrâm b. Abdussamed.

Künyesi: Ebû Muhammed.

Nisbesi: 1- et-Temîmî; mensup olduğu kabileye nispetidir.

2- ed-Dârimî; Temim oğullarından Dârim b. Mâlik'e nispetidir.

3- es-Semerkandî; ikâmet ettiği belde olan Semerkand'a nispetidir. Maveraünnehr'in meşhur şehirlerinden biridir.

Doğum Tarihi ve Yeri: Doğum tarihiyle ilgili olarak kendisi şöyle demiştir: Ben, İbn el-Mübârek'in vefat ettiği h. 181 yılında doğmuşum.

İmam Ebû Dâvud

Adı: Süleyman b. el-Eş'as b. Şeddâd b, Amr b. Amir

Abdurrahman b. Ebî Hatim, tam adının böyle olduğunu söyle­miştir.

Muhammed b. Abduiaziz eL-Hâşimî'ye göre ise tam adı: Süley­man b. el-Eş'as b. Bişr b. Şeddâd şeklindedir.

İbn Dâse ve Ebû Ubeyd el-Âcurî'ye göre tam adı; Süleyman b. el-Eş'as b. İshâk b. Beşîr b. Şeddâd'dır.

İbn Amr b. Imrân; ismine İmam, Şeyhu's-sünnet, Mukaddemu'l-huffâz, Ebû Dâvud el-Ezdî, es-Sicistânî, Muhaddis-i Basra gibi sıfat ve nisbeleri eklemiştir.

İmam Bühârî

Adı: Muhammed b. İsmail b. İbrahim b. el-Muğîre b. Berdizye Künyesi: Ebû Abdullah

Nisbesi: el-Cu'fî; bu nisbetin kökeni, Buhârî'nin ikinci dedesi olan Muğîre'nin, Yemen el-Cu'fî'nin elinde Müslümanlığa girme­sidir. Muğîre, azatlı k?öle olması itibariyle el-Cu'fî'ye nispet edil­miştir.

Buhârî râsbesiise, doğup büyüdüğü Buhara'dan gelmektedir.

Doğum tarihi: Hicrî 194 yılı şevval ayının Î cuma günü­dür. (21. Temmuz.810)

Doğum yeri: Buhara şehridir.

önsöz

Âlemleri yoktan yaratan Allah Teâlâ'ya hamd, hepsine rahmet olarak gönderdiği Peygamberine, salât ü selâm olsun.

İslam dininin ikinci temel kaynağı ve Kur'an- Kerim'in gerçek şerh ve tefsiri mâhiyetinde olan Sünnet, üzerinde daha çok çalışılması gereken bir sahadır. Sünnetle ilgili eski/yeni çalışmaların çok büyük bir bölümü, yazıl­dıkları dil olan Arapça'da durmakta ve dilimizde yayınlanan eserler daha ziyade hadis metinlerinin Türkçeye aktarımlarıyla sınırlı kalmaktadır.

Eserleri

Suyutî'nin pek muhtelif mevzularda ve çok sayıdaki eserlerinin ekseriyeti uzun arıştırmalar mahsulü olan terkibi te'liflerden zi­yade çeşitli kaynaklardan iktiffa suretiyle derlenmiş eserlerdir'. Henüz hayatta iken bir çok İslam ülkelerinde ve ilim merkezlerin­de eserleri şöhret bulmuş bir alim hüviyetini ihraz eylemiştir.

Hicaz, Şam, Halep, Takrur, Osmanlı ülkesi, Hind ve Yemenbu[12]

Eserlerinin Sayısı

NİYET VE İHLAS

NİYET VE İHLAS

1- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Amellerin değeri niyete göredir Ve her kişi için ancak, niyet ettiği şey vardır. Öyle ise; Allah ve Resulü için memleketini terk eden kimse, Allah ve Resulü için göç etmiştir. Dünyalık bir şey elde etmek veya bir kadınla evlenmek için yurdunu terk eden kimse tse; dünyalık bir meta, veya bir kadın­la evlenmek için göç etmiş olur.” [1]

2- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Şüphesiz Hz. Allah, herkesin yaptığı işin karşılığını, onun niyetindeki samimiyet kadar verir.” [2]

ÖNSÖZ

İmami Suyûtî'yi, İslam dünyasında tanımayan yoktur. Güneş semanın içindeki milyonlarca yıldızlar, gezegenler arasında en parlak bir varlık olduğu gibi, Suyûtî’de İslam dünyasında alimler arasında en parlak bir alimdir.

Eserleri

HADİSİN YAZILMASI

4101 - İbnu Amr İbni'l-As radıyallahu anhüma anlatıyor: "Ben Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'dan işittiğim her şeyi yazıyordum. Kureyş bu işten beni men etti. Dediler ki: "Sen her (işittiğin) şeyi yazıyorsun, halbuki Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bir insandır, memnun ve öfkeli halde de konuşur."

Bunun üzerine yazmaktan vazgeçtim. Sonra durumu Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a anlattım. Parmağı ile ağzına işaret ederek:

"Yaz, nefsimi elinde tutan Zâta yemin olsun, ondan haktan başka bir şey çıkmaz!" buyurdu."

Ebu Davud, İlim 3, (3646).

HADİS RİVAYETİ VE NAKLİ

4096 - İbnu Mes'ud radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Benden bir şey işitip onu (artırıp eksiltmeden) işittiği şekilde başkasına ulaştıran kimsenin (Kıyamet günü) Allah yüzünü taze kılsın. Zira, kendisine ulaştırılan öyleleri var ki, bizzat işitenden daha iyi kavrar."

Tirmizi, İlm 7, (2658).

Son yorumlar

İçeriği paylaş