Allah'dan Korkmak

Allah'dan Korkmak

Bil ki havf (Allah'tan korkmak) büyük makamlardandır. Fazileti, sebeb ve neticelerine bağlıdır. Sebebi anlatılacağı gibi ilim ve marifettir. Bunun için Allahü Tealâ:

“Allah'tan ancak, âlim kulları korkar” bu­yuruyor. Resûlüllah (saltâllahü aleyhi ve sellem):

“Hikmet ve ilmin ba­şı Allah korkusudur” buyuruyor. Neticesi ise, iffet, verâ' ve takva­dır. Bunların hepsi de saadetin anahtarıdır. Çünkü şehvet ve arzular terke dilmedikçe ve bu yolda sabredilmedikçe, saadet yolu bulunamaz. Şeh­vet ve arzuları korku gibi hiç bir şey yakıp yok edemez. Bunun için Al­lahü Teâlâ kendisinden korkanlar için hidâyet, rahmet, ilim ve rızâyı üç âyette topladı ve:

“Hidâyet ve rahmet Allah için günahlardan kaçanlara­dır”.

“Allah'tan ancak âlim kulları korkar Allah onlardan razıdır, onlar da Allah'tan razıdır” buyuruyor. Havfın neticesi olan takvayı Allahü Teâlâ kendine izafe ediyor ve; (Kurbanınızda Allah'a ulaşan et ve kan değil, kurbanda) “Takva üzere olmanız Allah içindir” , buyuruyor. Resûlullah (sallâllahü aleyhi ve sellem) buyurdu: “Kıyamette insanları yüksek bir yerde topladıkları gün, uzak ve yakındakilerin duyabilecekleri bir ses der ki, ey insanlar, sizi yarattığım günden beri bütün sözlerinizi işittim. Şimdi siz beni dinleyin, dikkatli dinleyin ki, yaptıklarınızı önü­nüze sereceğim, Ey insanlar! Kendi nesebinizi koydunuz. Ben de nesebi­mi koydum. Su nefâbinizi çektiniz ve benim nesebimi bıraktınız. Ben? Al­lah'ın katında en büyüğünüz, en mütteki olanınızdır, dedim. Siz, ha­yır, büyük fite oğlu filândır. Bugün ben nesebimi tutarım ve sizin ne­sebinizi atarım. Müttekiler (Takva sâhipleri, Allah'tan korkanlar) nere­dedir? Bunun üzerine bir sancak açılır, ileri getirilir, müttekîler onun ardından gider. Hepsi hesâbsız Cennete girerler”. Bu sebebtendir ki Al­lah'tan korkanların sevabı kat kattır. Nitekim âyet-i kerîmede:

“Hesaba çekileceğinden korkana Cennette iki derece vardır” buyuruldu. Resulullah (sallâllahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki:

“Allahü Teâlâ buyuru­yor: “İzzetim hakkı için, bir kulda iki korku ve iki emniyet bulundur­mam. Dünyada benden korkarsa, âhirette onu emin ederim. Âhiret hu­susunda emin ise korkuturum” Resûlüllah (sallâllahü aleyhi ve sellem) buyurdu:

“Allahü Teâlâ’dan korkandan her şey korkar. Allah'tan korkmayanı, her şey'le korkuturlar” Yine buyurdu: “Sizin en akıllınız, Allah'tan en çok korkanınızdır” Yine buyurdu:

“Sineğin başı kadar gözünden yüzüne yaş akan kimsenin yüzünü Cehennem ateşi yakmaz” Yine buyurdu:

“Allah korkusundan kulun tüyleri kalkarsa ve bu korku­yu düşünürse, ağaçtan yaprak dökülür gibi günâhları dökülür.”

3- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Ey Ashabım. Benim bil diklerimi siz de bilseydiniz, muhakkak ki, az gülüp, çok ağlardınız. Çünkü: Nifak zuhur edecek, emanet kalkacak, merhamet kalmayacak, doğru ve dürüstler ayıplanacak, doğru ve emin olmayanlara emniyet edilecek, karanlık geceler, vahşi develer gibi, fitne ve fesat sizi sa­racak.”[184]

4- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah'ın rahmetinden ümit ve gazabından korku kendisinde birleşen kalbe Allah ümit ettiğini verir ve korktuğundan da onu korur.”[185]

5- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Ben, dünya ve dünyada olanlara şu ayet sebebiyle sevmem: Çünkü Cenab-ı Hak bu ayette şu şekilde buyuruyor “Ey haddini aşarak türlü türlü günah işleyen kullarım, benim rahmetimden ümidinizi kesmeyiniz.”[186]

6- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah rızası için geceleyin ibadete kalkan kimse menziline erişir. Biliniz ki, Cennet ucuz değildir.”[187]

7- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Hikmetin başı Allah korkusudur.”[188]

8- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah, kendisinden başka­sından korkanların başına zalim kimseleri musallat eder. Şayet adem oğlu Allah'dan başkasından korkmazsa Allah (c.c.) da onun başına kimseyi musallat etmez. Keza, Adem oğlundan isteyeni Cenabı Hak ademoğluna muhtaç eder. Şayet adem oğlu Allah'tan isterse, Allah'ta onu başkasına muhtaç etmeden, onun rızkını kendisi verir.”[189]

9- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Cennete ancak Allah rahmetinden ümitli olanlar girecektir. Cehenneme de yalnız oraya girmekten korkan kimseler gireceklerdir. Allah ancak, merhametli olanlara rahmet edecektir.”[190]

10- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“İnsanların en mükerremi, Allah’tan en çok korkanıdır.”[191]

11- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Şüphesiz, Allah’tan en çok korkan ve onu en iyi bileniniz benim.”[192]

12- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Eğer siz Allah'tan hakkıyla korksaydınız, kendisiyle birlikte cehaletin yeri olmayan ilmi elbette ki tahsil ederdiniz. Şayet, siz Allah'ı layıkıyla bilmiş olsaydınız, anlasaydınız, dualarınızla dağlar yerinden oynardı.”[193]

13- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah, dünyada Allah korkusu ve ümidini, kalbinde birleşmeyen kimseye cehennem korku­sunu koklatacaktır. Kalbinden bu iki duyguyu ayırmayana da Cennet kokusunu koklatacaktır.”[194]

Şiblî (rahmetullahi aleyh) buyurur:

“Havfın (korkunun) üzerimde gaalib olduğu bir günüm olmadı ki, o gün kalbime hikmet ve ibretten bir pencere açılmamış olsun”. Yahya ibn Muâz (rahmetullahi aleyh) bu­yurur:

“Mü'minin günâhı korku, ceza ve rahmet ümîdi arasında, iki aslan arasında kalmış tilki gibidir”. Yine buyurdu: “Zavallı insan, Cehennem­den fakirlik gibi korksaydı, Cennete girerdi!” Kendisine kıyamette kim daha emindir dediklerinde:

“Bugün daha çok korkandır”, buyurdu. Bir kimse Hasan-ı Basrî'ye:

“Bizi, kalblerimizi parçalayacak şekilde korku­tanların meclisi, sohbeti hakkında ne buyurursunuz?” dedikte: “Bugün sizi korkutup yarın emîn edenlerin sohbetini; sizi bugün emîn edip yarın korkuya düşüren kimselerin sohbetinden iyi biliniz ve böyleleri ile sohbet' ediniz”, buyurdu. Ebû Süleyman-ı Darânî (rahmetullahi aleyh) buyurur:

“Korku olmayan kalblerden, harâb olmayan bulunmamıştır”. Aişe (radıyallahü anhâ) buyurdu:

“Resûlüllah'a (sailâllahü aleyhi ve seliem) Kur'ân-ı Kerîm'de; “Yaparlar ve korkarlar”, buyurulması ne için­dir”? hrsızlık ve zina mıdır? dedim.

“Hayır, namaz kılarlar, oruç tutar­lar, zekât verirler ve kabul olmadı diye korkarlar demektir” buyur­du. Muhammed ibn Münkedir ağladığı zaman, vücûdunu gözyaşı ile si­ler ve: “Duydum ki gözyaşı değen yeri Cehennem ateşi yakmaz”, derdi.

Sıddık (radıyallahü anh) buyurur:

“Ağlayınız, ağlayamazsanız, kendini­zi zorla ağlatınız” Kâ'bü'l-Ahbâr buyurur:

“Allahü Teâlâ'ya yemin ede­rim ki, ağlayıp gözyaşımın yüzüme akmasını, dağ kadar altın sadaka ver­mekten çok severim” Abdurrahman İbn Ömer (radıyallahü anh) buyu­rur:

“Allah korkusundan akan bir damla gözyaşını, bin altın sadaka ver­mekten çok severim.”[195]

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Son yorumlar

HGS