(136) Nefsin Cömertliği

(136) Nefsin Cömertliği

276— Ebû Hüreyre (RadiyaUahuanh), Peygamber (Sailallahü Aleyhi ve Sellem)'den rivayet ettiğine göre, Peygamber şöyle buyurdu:

— Zenginlik, mal çokluğundan değildir. Gerçek zenginlik ancak nef­sin (kalbin) zengin olmasıdır.»[550]

Gina = zenginlik, muhtaç olmamak ve ihtiyaç göstermemek demektir. Bu İtibarla dünya malını topladığı ve yüzbinler veya milyonlar biriktirdiği halde, yine huzur ve sükûna kavuşamıyacak madde peşinde koşanlar, mad­deye ihtiyaç gösterenler elbette gerçek manada gani ve zengin değillerdir. Bunlar bir nevi doymak bilmeyen madde dilencileri ve madde hastalarıdır. Tedavisi mümkün olmayan bir illete müptelâ olmuşlardır.

Diğer taraftan kimsenin malında ve mülkünde gözü olmayan, Allah'ın kendisine takdir buyurduğu rızıklarla yetinen ve şükürde bulunanlar, kendi el emeği İle idare edip kendi yağı ile kavrulanlar, işte asıl zenginler bun­lardır. Makbul olan ve Allah'ın rızasına uygun düşen zenginlik budur. İn­san kendi gücü ve İmkânları ile meşru yollardan geçimini temin eder de başkasının minneti altında kalmaz ve kimseden de hak etmediği bîr şeyi İstemezse ve böylece elde ettiğine kanaat getirirse, hem dünyasını huzur ve saadet içerisinde geçirir, hem de sevap kazanır.[551]

277— Enes (Radiyallahu anh) 'den rivayet edildiğine göre, şöyle dedi:

— Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e on yıl hizmet ettim, ba- jbir zaman «Öf» dem&di; ve yapmadığım bir iş için de bana: Onu olaydın? demediği gibi, yaptığım bir iş için de: Bunu niçin demedi.»[552]

Enes ibni Malik'in zekâ ve dirayet üstünlüğü, Resûlül-$a J&arşı hata ve kusur işlemekten kendisini korumaya kâfi idi. Fakat in­sanlık icabı, tenkide mahal bırakacak söz ve hareketlerin asla kendisinden sadır olamıyacağı iddiasında da bulunulamaz. Gerçek şudur ki, Hz. Pey­gamber, kemal üzere kendilerini idare etmişler ve ondan sadır olan ufak tefek kusurları bağışlamışlar ve böylece bulundukları hale rıza göstererek Allah'ın emirlerine İcabet etmişlerdir. Bir işin yapılmasını istemek ve yapıl­madığına hoşlanmayarak öfkelenmek gına değildir, bir nevi ihtiyaçtır. İşte Peygamber Efendimiz bu türlü ihtiyaçtan da müstağni bulunduğunu, Enes in rivayeti ile bize ispat etmişlerdir. Ayrıca bunda güzel ahlâkın ve insanları İyi idare etmenin her örneği mevcuttur.[553]

278— Enes îbni Malik (RadiyaHahu cmh) 'in şöyle dediği işitilmiştir: «— Peygamber (Sallalkhü Aleyhi ve Sellem) merhametli idi. Kendine her kim gelirse, ona va'dda bulunur ve eğer (istenen şey) yanında bu­lunursa onu yerine getirirdi. Namaz için ikâmet getirildi. Peygamber'e bir Bedevî gelip elbisesinden tutarak:

"Görülecek işimden az bir şey kaldı. Korkuyorum onu (namazdan sonra) unuturum," dedi. Bunun üzerine Peygamber, işini görüp bitirin­ceye kadar onunla ayakta durdu. Sonra döndü namaz kıldı.»[554]

Hz. Peygamber sulh ve sükûn zamanlarında bütün insanlara şefkatli ve merhametli oldukları gibi, hayvanlara karşı da merhametli idiler. Savaş halinde ise düşmana karşı şiddetli ve cesur idiler. Bu itibarla kendilerinden bir şey istemek veya bir ihtiyaçlarını temin etmek üzere ona baş vuranların işini, eğer o anda mevcutsa ve görülme İmkânı varsa, hemen dileği yerine getirirlerdi ve şayet o anda mevcut bulunmaz veya görülme imkânı olmaz­sa, va'd etmek suretiyle yine işlerini görürlerdi. Hz. Peygamber'İn bu hare­ketlerinde hem cömertlik, hem de merhamet vasıflarının üstün mertebesini görüyoruz.

Dİğer taraftan görgüsü az bir Bedevi'nin, namaza durulma anında Hz. Peygamberi, şahsî bir işi İçin meşgul edip namaz arasına girmeleri kar­şısında, Hz. Peygamber ona kızmamış ve bu durumda dahi onun dileğini güzel bir şekilde yerine getirmiştir. Bu hareketlerinde de bize şu dersi ver­mektedirler :

İnsanları anlayış ve durumlarına göre iyi idare etmeli, görülecek işle­rini ertelemeden bir an önce yerine getirmelidir.[555]

279— Cabir (Radiyallahu anhyden rivayet edildiğine göre, şöyle dedi;

«— Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'den istenmiş de, "Hayır!" demiştir, vakî değil.»[556]

280— (67-s.) Abdullah ibni Zübeyr (Radiyaîlahu ank)'den rivayet edil­diğine göre, şöyle demiştir:

«— Hazreü Âişe ve Hazreti Esma hanımlardan daha cömert bir kimse görmedim. İkisinin cömertlikleri başka başka idi.

Hazreti Aişe'ye gelince : Eşyayı biriktirir, ne zaman ki, yanında toplu haje gelirse onu (ihtiyaç sahiplerine) bölerdi.

Esma ise: Yarın için hiç bir şey tutmazdı (dağıtırdı).»[557]

lslâmda her mükellef geçimini temin etmek için çalışmak zorundadır. Geçimle yükümlü olan şahıslar gelir durumlarına göre, bir aylık veya bir yıllık zarurî ihtiyaçlarını karşılayabilecek miktarda para ve erzak gibi mad­deleri biriktirmek hakkına sahiptirler. Hanımların bütün geçim masrafları varsa kocalarına, kocaları yoksa nafakaları üzerlerine vacib bulunan ya­kınlarına düşer. Muztar durumda olanların da meşru işlerde çalışmasında bir beis yoktur.

Kifayet miktarından fazla kazanç peşinde olmak, ancak hayır yolla­rında Irarcanmak niyeti ile mubah olur. Kötülüğe ve küfre medar olacak, islâm düşmanlarını takviye edecek kazançlar, âhîrette büyük bir vebaldir. Velevki bu kazançlar helâl yoldan elde edilmiş olsun. Islâmda her şey ölçü ve itidal üzeredir. Madde, manada ve yüce mefhumlarda kullanılıp harcandığı zaman kıymet ifade eder. Aksi halde en büyük bir yük olur, Ce­hennem azabma vesile olur. İşte bu gerçek manayı idrak edip hayatları boyunca uypulamasını yapan Ashab-i Kiram'dan iki validemiz bunun canlı birer misalini teşkil etmektedirler.

Hz. A ise (Radiyallahü anha) validemiz, bir miktar toplamış olduğu yiyecek ve eşyayı, ihtiyaç sahiplerine bölmek suretiyle bu cömertlik hare­ketini kendilerine huy edinmişlerdi.

Hz. Esma (Radiyallahüanha) validemiz de eline geçeni ertesi güne bırakmaksızın muhtaçlara dağıtırlardı. Gerçek iman askının verdiği Allah'a tevekkül ve teslimiyetin zirvesi budur.

Toplanan ve bir yekûn teşkil eden, maddî plânda fazla değer taşıyan malların tamamını mı vermek daha kolaydır, yoksa ele geçen ne olursa, onu vermek mi daha kolaydır? şeklînde bir soru hatıra gelir. Tecrübeler gösteriyor ki, fazla malın tamamını vermek, sahip olunan az malın tama­mını vermekten daha güçtür. Amellerin makbulü de zahmetli ve güç olan­dır. Bu bakımdan Hz. Â i s e 'nin tutumu ile eld& ettikleri fazilet Allah bilir ki.. Esma validemizden üstündür. Allah Tealâ her İkisinden razı olsun.

Ümmü Zerre şöyle anlatmıştır:

«— Ibni Zöbeyr, iki çuval dolusu mal ve yüz seksen bin dirhem parayı Hz. Âişe'ye gönderdi. O gün Hz. Âİşe oruçlu idî. Hemen bu malı ve parayı insanlara tevzi etmeye başladı. Akşam olunca, yanında bir dirhem dahi kalmamıştı, bu maldan. Güneş batınca, iftar İçin yemek hazırlasın diye hizmetçisini çağırdı. Hizmetçi iftar yemeği olarak ona ekmek ve zeytinyağı getirip dedi ki, bugün taksim ettinin maldan bir dirhem ayırsaydın da onunla et satın alarak iftar etseydik? Hz. Aişe ona cevaben :

— Bana zorluk çıkarma, bana hatırlataydın dediğini yapardım, dedi.

Urve de şöyle nakletmiştîr:

«— Hz. Aişe'yi gördüm, baş örtüsüne bürünmüş olarak (yetmiş bin dirhem dağıtıyordu.»

Bütün bu misaller, onun ne derece cömert ve fedakâr olduğunun deü-lidtr. Az malın muhtelif kimselere bölünmesi mümkün olmadığı gibi, bir kişiye az miktar mal vermek de ihtiyacını çok kere karşılayamaz. Bu ba­kımdan Hz. Aişe üstün zekâsını kullanarak mal toplamayı ve ondan son­ra muhtaçlara bol miktarda bölmeyi daha faydalı bulmuştur.

Resulü 11 ah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Efendimiz Hazreti E s m a 'ya hitaben :

«Fakirlere infak et, hesap etme. Yoksa Allah aleyhine olarak he­sabını görür; depo etme, yoksa aleyhine günah birikir.»

buyurdukları için, Esma validemiz de eline geçen malı, ertesi güne bı­rakmaksızın muhtaçlara verirlerdi.[558]

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Son yorumlar